Solunum ve Madde Döngüleri-Konu özeti

İNDİR

SOLUNUM

Bütün mesele besinlerdeki kimyasal enerjiyi (ATP) açığa çıkarmaktır.

Canlıların besinleri parçalayarak enerji elde etmesi olayına solunum denir. Canlılar oksijenli ve oksijensiz olmak üzere

iki farklı şekilde enerji üretebilmektedir.

1- Oksijenli Solunum

Besinlerin MİTOKONDRİ’lerde oksijenle parçalanması sonucu enerji üretilmesine oksijenli solunum denir. Besin maddelerinin hücredeki mitokondrilerde oksijenle yakılması sonucu enerji üretilirken aynı zamanda karbondioksit ve su açığa çıkar.

Ekran Alıntısı

NOT: İster üretici olsun ister tüketici olsun bütün canlılarda her zaman enerji gerekli olduğu için SOLUNUM, gece – gündüz kesintisiz olarak devam eder.

Ancak fotosentez üreticilerde, sadece gündüz (güneş ışığında) gerçekleşir.

2- Oksijensiz Solunum (Fermantasyon)

Enerji üretme işlemi sadece oksijen kullanılarak gerçekleşen bir olay değildir. Bazı canlılar, oksijen kullanmadan besinleri parçalayarak enerji üretir. Oksijen kullanılmadan gerçekleşen bu olaya oksijensiz solunum denir.

Oksijensiz solunumu oksijenli solunumdan ayıran en önemli fark, daha az miktarda enerji üretilmesidir.

Oksijensiz solunumda besin maddeleri tam parçalanamadığı için daha az enerji açığa çıkar

Oksijensiz solunum, yaşamı için çok fazla enerjiye ihtiyaç duymayan tek hücreli canlılarda,

oksijenli solunumun yetersiz kaldığı zamanlarda ise bazı çok hücreli canlılarda görülür.

Hamurun mayalanması, sütün mayalanarak peynir ve yoğurda dönüşmesi tek hücreli canlılarda gerçekleşen oksijensiz solunumdur. Spor yaparken çizgili kaslarımızda oksijenli solunumla üretilen enerji yetersiz kaldığı için oksijensiz solunum da gerçekleşir. Bunun sonunda ise laktik asit (yorgunluk asidi) oluşur.

MADDE DÖNGÜLERİ

Üretilen ve tüketilen bazı maddelerin dünya üzerindeki miktarı hiç değişmez. Canlı yaşamı için büyük önem taşıyan su – oksijen – azot – karbon gibi maddeler canlı ve cansız çevre içinde dolaşım halindedir. Bu maddelerin düzenli bir biçimde yapmış oldukları dolaşıma madde döngüsü denir.

MADDE DÖNGÜLERİNİN ÖNEMİ

Madde döngülerindeki değişiklikler bütün doğal dengenin bozulmasına neden olabilir. Çöl ikliminde suyun az olması canlı yaşamını ve çeşitliliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Yaşadığımız bölgedeki suyun zamanla azalması da tarımsal ürünlerin verimliliğini azaltır ve canlıları olumsuz yönde etkiler.

Günümüzde sanayileşmenin etkisi, yeşil alanların azalması gibi nedenlerle karbon ve oksijen döngüsünde olumsuzluklar oluşmaktadır. Bu nedenle havadaki karbondioksit gazının oranında artış gözlenmektedir.

Karbondioksit, metan gibi gazların atmosferdeki oranı artınca buna bağlı olarak sera etkisi ve küresel ısınma meydana gelir.

Sera Etkisi: Dünya’ya ulaşan Güneş ışınların, yeryüzünden yansıdıktan sonra havada bulunan karbondioksit ve metan gibi gazlar tarafından tutulmasına denir.

Küresel Isınma: Sera etkisi yapan gazların Dünya yüzeyinin sıcaklığını arttırmasına denir.

Oksijen oranının azalması birçok solunum sorunlarının oluşmasına neden olacaktır.

Benzer şekilde, azot döngüsünde oluşan ve atmosfere verilen azotlu gazların yoğunluğu arttıkça oluşacak asit yağmurları ekolojik dengeyi bozacaktır.

Ozon Tabakasındaki Değişimler ve Etkileri

Ozon(O3) gazı üç tane oksijenin bir araya gelmesiyle oluşan bir gazdır. Yer yüzeyinin yaklaşık 30km yukarısında bir araya gelen ozon gazları ozon tabakasını oluşturur. Ozon tabakası Güneş’in zararlı ışınlarını soğurarak bu ışınların Dünya yüzeyine ulaşmasını engeller.

1980’li yıllara gelindiğinde ozon tabakasında incelme tespit edilmiştir.

Ozon tabakasında incelmeye neden olan kimyasallar;

  • CFC (kloroflorokarbonlar) kullanılan klimalar, buzdolapları, parfümler, deodorantlar, spreyler
  • Böcek ilaçları,

Ozon tabakasındaki incelme sonucunda zararlı güneş ışınları yeryüzüne ulaşarak;

  • Cilt kanserine,
  • İnsanlarda bağışıklık sisteminin zayıflamasına,
  • Göz sağlığının bozulmasına
  • Küresel ısınmaya neden olabilir.

Ozon tabakasında oluşan seyrelmeyi önleyebilmek için kısa adı CFC (kloroflorokarbon) olan ve

ozon tabakasına zarar veren bileşiklerin kullanımı yasaklanmalıdır.

Bunun dışında, sanayi kuruluşlarının doğaya bıraktığı atıkların da engellenmesi gerekir.